SON DAKİKA

ATATÜRK VE CUMHURİYET

Bu haber 28 Ekim 2019 - 8:20 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Anadolu’da siyah bulutların dolaştığı hak, hürriyet, bereket ve özgürlüğün gasp edildiği, düşman işgalinin sürdüğü günler yaşıyordu.

Dünyaya hükmetmiş adalet, hoşgörü ve medeniyet götürmüş bir millet ne oldu da bu duruma düştü? Reva mıydı bu zulüm Türk milletine? Elbette değildi ama her zaman fırsat kollayan iç ve dış ihanet şebekeleri harekete geçmiş, asırlardır kendilerini insan yurduna koyan efendilerine yeri ve zamanı gelince ihanet etmişlerdir.

Bunda elbette ülkeyi yönetenlerin, yönetimde yer alan dönme devşirme damatların, beşik ulamalığı verilen sözde din adamların da rolü büyüktür. Adam kayırma, rüşvet, haksızlık ve adaletsizlik, bilim ve sanayiden uzak kalma ülkeyi gittikçe kötü duruma düşürmüştür.

Batıda başlayan sanayileşme gittikçe ilerlemiş, buna kapalı kalan ülkeler ise akibetlerini hazırlamıştır. Osmanlı devletinin o ihtişamlı güneşi her geçen gün sönmeye başlamış Osman Gaziler, Murat, Gaziler, Fatihler, Yavuzlar, Kanuniler artık yetişmez, yetiştirilmez olmuştur.

Ya Şeyh Edebali, Molla Gürani, Molla Hüsrev, Zembilli Ali Cemali ve Ebus Suud gibi Şeyhül İslam ve Padişah danışmanları, onların da kökünü kurutmuşlar. Vel hasıl ne karaların ne de denizlerin fatihleri artık yok edilmiş. Böyle olunca da ülke dört bir yandan işgal edilmeye başlandı.

1699 Karlofça ile ilk toprak kaybı Sevr’e kadar duraklamalarla beraber devam etti.

Ancak düşmanların bilemediği bir şey vardı. O da tarihte Türk milleti esir edilememiş, yurtları işgal edilse de hürriyetleri elinden alınamamış, beklenmedik bir zamanda içlerinden çıkan yiğit bir liderin etrafında toplanarak yeni bir devlet kurmaları. Çünkü Türk milleti bağımsızlık ve özgürlüğüne düşkündür. Manda himaye ve tutsaklığı asla hazmedemez.

İşte en zor ve dar günlerde bu millete Allah’ın lütfu bu yiğit cephe savaşlarındaki başarılarıyla ortaya çıkmış büyük Türk milliyetçisi ATATÜRK’tür. Adını altın harflerle tarihe yazdıracak olan bu milletin evladı Mustafa Kemal Atatürk, asil Türk milletinin başına geçmiş kısa zamanda vatanseverleri bir araya toplayarak teşkilatlandırmış.

Bütün yokluklara ve imkansızlıklara rağmen Çanakkale’de olduğu gibi büyük bir kararlılıkla yedi düvele karşı iman ve azimle savaşarak bu milletin yenilmezliğini ve esir edilmeyeceğini tarihe bir kez daha yazdırmıştır.

Cephede savaşların yanı sıra, içeride de düşmanla iş birlikçileri de bertaraf ederken hayalindeki yönetim şeklini de uygulama alanına koymuştur. Daha ilk sahaya çıktığında hürriyet ve bağımsızlık aşığı olan Atatürk: “ Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyordu.

Daha savaşın ilk yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisini kurarak yönetim milletin temsilcileri tarafından uygulanmaya başlandı.

Savaşın zaferle taçlanması saltanat ve hilafetin kaldırılması da yine bu Gazi Meclis tarafından olmuştur.

Artık yurdumuzda kara bulutlar dağılmış, fetö gibi düşmanlarla iş birliği yapan halkın inancını sömürenler, din adamı kılıklı hainlerin faaliyetlerine son verilerek vatansever din adamları ile halk buluşturulmuş.

Demokrasinin önündeki engeller birer birer kaldırılırken, esas olan beklenen gün gelmiş ve Mustafa Kemal Paşa 29 Ekim 1923’te Meclis kürsüsünde Cumhuriyeti ilan etmiştir.

Cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş şekildir. Halk milletvekillerini seçer, meclis de Cumhurbaşkanını seçer. Cumhurbaşkanı meclis’te  alınan kanun ve kararnameyi onaylar. Bakanlar Kurulu listesini kabul ettikten sonra mecliste güven oyu alınmasının ardından hükümet ( Başbakan, Bakanlar ) çalışmaya başlar. Bu sistemle yargı, yasama ve yürütme bağımsız olarak devlet işlerini yürütür.

Cumhuriyetimizin 96. yılını kutladığımız şu günlerde bize bugünleri hediye eden başta Mustafa Kemal Atatürk ve bütün şehit ve Gazilerimize minnet, Şükran borcumuz var. Allah onlardan razı olsun.

Bizlere düşen en büyük görev; sonsuza dek Cumhuriyeti, İstiklal ve Bağımsızlığımızı yaşatmak, vatan hainlerine fırsat vermemek, İç ve diş düşmanları iyi tanımak, milli ve manevi değerlerimize her günkünden daha çok sahip çıkmak, sanayi, tarım, teknoloji ve eğitimde diğer devletlerin önüne geçmek, çok çalışmak çok üretmek, yaptığımız her iş ve görevle 82 milyonun hakkı olduğunu unutmadan, çalmadan, çırpmadan, namusluca şehit ecdadımıza layık olarak çalışmaktır. Böylece bu milletin bileğini kimse bükemez.

Saygılarımla

ABDULLAH KAPLAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.