SON DAKİKA

“HAFTA İÇİ SAAT 21:00 İLE 05:00 ARASINDA SOKAĞA ÇIKMA SINIRLAMASI UYGULANACAK”

ASAYİŞGenelGÜNDEMPOLİS GÜNDEMPOLİS GÜNDEMİPOLİSİN SESİSAĞLIKSONDAKİKA

EMNİYET TEŞKİLATINDA GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAVI SONUÇLARI AÇIKLANDI

ASAYİŞEĞİTİMGenelPOLİS GÜNDEMPOLİS GÜNDEMİPOLİSİN SESİSONDAKİKA

8 BİN POLİS ALIMI İÇİN BAŞVURU KILAVUZU YAYIMLANDI

ASAYİŞEĞİTİMGÜNDEMPOLİS GÜNDEMPOLİS GÜNDEMİPOLİSİN SESİSONDAKİKA

EĞİTİM ve GENÇLİK

Bu haber 22 Kasım 2020 - 2:06 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Milletlerin oluşumunda ve gelişmesinde eğitimin yeri tartışılmaz. Çünkü eğitimsiz toplumlar başka kültürlerin kölesi olur.

Okumak, gelişmenin kale kapısıdır. Bu kapı sağlam olursa başka kültürler bu kapıdan içeri giremez. Girse de içeri sağlam olduğu için zarar veremez.

Tarihimize baktığımızda ecdadımız okumaya, yazmaya, eğitime ne kadar önem verdiğini görürüz. Göktürk yazıtlarında ( Bengü taşlarda ) nakış nakış kültür, gelenek, töre, yönetim, eğitim, dost-düşman taşlara işlenmiş. Buradan alacağımız ibretler var. Sadece bunlar mı? Elbette hayır! Her Türk devleti nesilden nesile aktarılan kültür yazıtları ve basılı eserler bırakmışlardır. İslamın ilk emri okumakla başlar. Türklerin islamı kabul etmesiyle eğitim ayrı bir değer kazanmış. Medreseler kurulmuş, bilim alanında kitaplar yazılmış, buluşlar ve keşifler yapılmıştır. Tıp, Astronomi, Matematik, Geometri, Eczacılık, Felsefe, Coğrafya, Takvim, Saat daha bir çok ilmin ve buluşların öncülüğünü yapan Karahanlı, Gazneli, Selçuklu, Osmanlı döneminde yetişen bilim insanımız icat ve buluşlarıyla dünyaya örnek olmuştur.

Türk devletleri ne zaman ilimde, fende dünya devletlerinden önde olduysa lider olmuş, saygınlık kazanmış, emir alan değil, emir veren olmuştur. Türk devletlerinin yetiştirdiği bilim adamlarını ve eserlerini yazsak sayfalara sığmaz.

Ben esas günümüzdeki eğitim sistemi ve yetiştirdiğimiz gençliği anlatmak istiyorum.

Kurtuluş savaşı dünyada eşi görüşmemiş bir başarıdır. Yokluk, açlık, kıtlık, yıkılmış, yakılmış, toprakları işgal edilmiş bir milletin yedi düvele karşı yapılan ve başarı ile zaferle çıktan mucizevi bir savaştır.

Binbir zorluk içerisinde Mustafa Kemal Paşa ve Türk halkının imanlı mücadelesi başarıyı beraberinde getirmiş fakat elde hiç bir şey yok. Ne okul, ne öğretmen, ne gençlik, ne bir fabrika. Tüm bunların üstesinden gelmek Allah’ın Türk Milletine bahşettiği yine Atatürk liderliğinde gerçekleşecektir.

Her zaman eğitime önem veren eğitim olmadan gelişmenin, büyümenin mümkün olmadığına inanan Mustafa Kemal Atatürk, daha kurtuluş savaşının devam ettiği yıllarda Maarif ( Eğitim ) kongresini toplamış, 16 Temmuz 1921’de eğitimle ilgili çalışmalar başlatmıştır. Askeri alanda kazanılan zafer bağımsızlığın ilk şartı ama zaferden sonra yapılacak işler bağımsızlık savaşı kadar önemliydi.

Kurtuluş savaşının kazanılması ve Cumhuriyetin ilanıyla eğitim başta olmak üzere tarımda, sanayide, kültürde çok hızlı çalışmalar yaparak ülkeyi kısa sürede hatırı sayılır örnek bağımsız devlet haline getirdi. (1919-1938) 19 yıllık bir ömre bağımsız, hür, müstakil bir devlet yüzlerce okul, yeni bir alfabe, onlarca fabrika, kilometrelerce demir yolu, güçlü bir ordu, hastane ve daha neleri sığdırdı. Herkes; başta ülkeyi yönetenler Atatürk’ü iyi okusun, iyi anlasın.

Gelelim günümüze..
Eğitim can çekişiyor! Bilim adamı yetiştiremiyoruz, adam gibi gençlik de yetiştiremiyoruz. Bir yerlerde ciddi bir arıza var. Bunun özüne inen, kafa yoran yok. Maalesef yüzbinlerce okul, binlerce öğretmen, yüzlerce üniversite var ama malül arızalı çıkıyor. Bir yerlerde ciddi hata yapıyoruz ama nerde? Ben bildiğim kadarını anlatacağım, takdir okuyucularımındır..

Eğitim; Edep, terbiye, disiplin ve çalışmakla olur. Eğer bunlardan biri eksik olursa başarılı olmak mümkün değil. Önce eli öpülesi öğretmenlerimizi çok iyi yetiştirmeliyiz. Hatta ondan da önce anne ve babayı eğitmeliyiz. İnançlı, eğitimli aile kutsallarına saygılı, yuvasında sevgi, saygı, hoşgörü, şefkat, merhamet yüklü ailelerin çocukları zaten bu hasetlerle beslenir. Sonra da aynı özellikleri taşıyan öğretmen elinde beslenirse o çocuk vatan haini, serkeş, saygısız, vurdumduymaz olamaz. Bizim böyle güzellikler içinde, ilim irfan deryasında yetişen, vatanına, atasına, dinine, bayrağına, töresine saygılı gençlere ne çok ihtiyacımız vardır.

Yoksa sevgiden, saygıdan ilimden, irfan, din, imandan yoksun gençler yetiştiririz. O zaman da helaka sürükleniriz. Annesine, babasına hakaret eden, ona evinin bir köşesinde yer vermeyen asalak, devlete, millete faydası olmayan ruhsuz gençler yetişir. Bu da hem devlete, hem topluma zararlı mahluklar olur.

Yeniden şaha kalkmak, yeniden silkinmek, yine dünya lideri olmak, ilimde, fende, teknikte dünyada bir numara olmak Türk milletine ne çok yakışıyor!

Dilerim bu baş belası virüsler ortadan kalkar, yine başarılı, aydınlık günlerimize döner, daha iyi ana-baba, daha iyi evlat, daha başarılı öğretmen ve saygı, sevgi, ilim, irfan, yüklü vatan sevdalısı öğrenciler oluruz.

Denizde su eksik olmaz, taşarsa okyanus olur. Buna Türk milletinin tarihi de, kültürü de, gençliği de müsaittir. Yeniden diriliş, kendimize geliş, birbirini seven, töresine bağlı, ecdadına layık gençler yetiştirmek dileğiyle saygılar sunuyorum!

Köşe Yazarı: Abdullah KAPLAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.