ON BİR AYIN SULTANI

Rabbime şükürler olsun bir Ramazan ayına daha kavuşmuş bulunuyoruz.

On bir ayın sultanı Ramazan huzur, bereket, şifa, nefsi terbiye, Allah’a kulluğun zirveye ulaştığı, secdelerin, zikirlerin, ihlasın, hamd-u senanın buluştuğu, fakirin yoksulun daha çok gözetildiği mübarek bir aydır.

Bu mübarek ayda geceleri sahur, gündüzleri oruç, akşamları iftar ve ardından teravih namazıyla huşu ve huzur dolu günler yaşanır.

Çocukluğumuzdaki Ramazanlar daha bir başka idi. Ramazan yaklaşırken büyüklerimiz gerekli hazırlıkları yapar, eş, dost, komşu birbirleriyle helalleşir tertemiz bir şekilde Ramazan ayına girerlerdi.

Daha Ramazanın ilk gününden itibaren komşular fakiri gözetir, pişirdiği yemekten götürür, sofrasına davet eder hatta hazırlık yaparak yoksulun evine gider orada birlikte iftar yaparlardı.

Sahurda rahmetli anam kalkar, tandırı yakar orada gözleme yapardı. Daha sonra sofrayı birlikte hazırlayıp yoğurt, ayran, hoşaf ve Allah ne verdiyse onunla sahur yapardık. Çay pek adet değildi, zaten pek de bulunmazdı. Çay içmek adeta lükstü. Eskiden kurmalı çalar saatimiz vardı, her sahura bu saatin sesiyle ailecek uyanırdık. Rahmetli Babam uyandığında, hemen komşuları sorardı “Çocuklar komşuların ışıkları yanıyor mu? Hele bir bakın, yanmıyorsa kapı tokmağını çalın uyansınlar.” derdi. Çünkü komşu komşuyu aile bilmiş, onun acısını sevincini paylaşmıştır.

Gündüz oruç tutar, akşam iftar yaklaşınca biz çocuklar dama çıkar heyecanla ezanın okunmasını beklerdik. Ezanı duyan çocuklar ezan okundu diye bağrışarak yakından uzağa birbirlerine ezanın okunduğunu duyurdu. Çünkü köyde minare yok, elektrik, hoparlör yok, köy imamının sesi nereye kadar yetişirse, geriye kalana çocuklar ulaştırırdı.

İftar sofrasında büyüklerimiz misafir bulundurmaya özen gösterir, mutlaka bir yoksulu misafir eder soframızı bereketlendirirlerdi. Teravih yaklaşınca babalar yanlarında erkek evlatları, lüküs lambalar ellerinde camiye yol alır, camide en az 10-15 tane lüküs lambası ortalığı ışıl ışıl ederdi. Huşu içinde teravih namazı kılınır, herkes evine dağılır, Ramazan boyu bu güzellikler devam ederdi.

Ramazan zikirle şükrün birleştiği tövbe ve istiğfarın buluştuğu, kardeşliğin ve barışın kaynaştığı kutlu bir aydır.

Nefsi terbiye, hoşgörü, yoksulla paylaşmanın, sevgi ve saygının, Allah’a yakınlaşmanın, kaynaşmanın, kucaklaşmanın ve bir olmanın, birlik olmanın sebebidir Ramazan.

Bu güzel oruç ayında fırsat elde iken acaba bütün azalarımızla orucumuzu tutabiliyor muyuz? Dedikodudan, gıybetten uzak durabiliyor muyuz? Yetim hakkı, devlet malı yemeden helal rızık kazanabiliyor muyuz? Kazanda kaynayan aşımız helal mi? Komşu hakkını gözetebiliyor muyuz? Gücümüz nisbetinde yoksula yardımcı olabiliyor muyuz, onu soframıza ortak edebiliyor muyuz? Sağlığımızın, bunca nimetlerin şükrünü eda edebiliyor muyuz? Kendimizi hesaba çekebiliyor muyuz?

Ramazan-ı Şerif günahlardan arınmak ve Allah’ın rızasını kazanmak için büyük bir fırsattır. Bunu iyi değerlendirebilirsek ne mutlu bize.

Ancak yine de kaygılarım var. Çünkü Allah’ın lütfettiği nefesin çoğunu boşa harcıyoruz. Acizliğimizin, güçsüzlüğümüzün farkında değiliz. Oruç tutuyoruz ama; haram yemekten, harama bakmaktan, kırmaktan, yormaktan, isyandan, sevgisizlikten uzak duramıyoruz. Kalbimiz katılaşmış, taş kesilmiş, Allah’ın istediği şekilde yaşayamıyoruz. Özümüz ağlamadığı için gözümüz ağlamıyor. Azığımız isyan ve şikayet oldu. Gülün dikeni olduğundan şikayet ettik ama dikenin yanında gülün olduğunu göremedik. Şeytana uyduk, buldukça bulandık, kibrimiz arttı, yoksulla paylaşmadık, onun hakkını gözetmedik, hep bana dedik, hep ben dedik, biz diyemedik. Yaptığımız ibadete riya karıştırdık, tevazu ve ihlası unuttuk, evimizi çeşit çeşit eşyalarla süsledik, lüks araçlar edindik, bununla gösteriş yaptık ama ruhumuzu arındıramadık. Evlerimizi genişlettik ama kalplerimizi genişletemedik. Dünyanın bir imtihan dünyası olduğunu yaradılış sebebimizi unuttuk.

Şu korona belası her şeyin O’nun kudret elinde olan Allah’ın bize ihtarıdır. Yaptığımız yanlışların şimdi bedelini ödüyoruz, görünmeyen bir virüsle bütün hesaplarımızı alt üst etti.

Şu mübarek günde tez zamanda ülkemiz ve tüm insanlığın kurtuluşu için tam da dua vakti. Yüce Rabbim tüm bela ve musibetlerden ülkemizi ve milletimizi korusun.

Bayramlaşmak dileğiyle, Ramazan-ı Şerifiniz kutlu olsun.

17/04/2021

Abdullah KAPLAN

YORUM ALANI

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.