ÖNCE VATAN

İstiklal ve İstikbaline çok düşkün olan Türk milleti, hür ve bağımsız yaşamak için gittikleri her yerde, yerleştikleri her bölgeyi vatan yapmışlardır. Asya’dan- Avrupa’ya onlarca devlet kuran Türkler sonunda Anadolu’yu yurt edinmişler. Vatan sınırları gücünüz kadar elde ettiğiniz kara parçasıdır.
Malazgirt’ten-Başkomutanlık meydan muharebesine kadar geçen tarihi sürece baktığımızda Vatan kurmanın, o toprakları dilinizle, dininizle, kültürünüzle, askeri ve siyasi gücünüzle vatan yapmanın, onu elde tutmanın, birliği dirliği sağlamanın çok da kolay olmadığını görürsünüz. Şair’in ifadesiyle “ Bu vatan, toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır. Bir tarih boyunca onun uğrunda kendini tarihe verenlerindir.”
Gerilere gitmeyelim. 1. Dünya savaşı sonucu Osmanlı Devleti yenilmiş, vatanın her yanı işgal edilmiş. Düşman acımasız, içerideki hainler düşmanla bir olmuş, Türk milletine her türlü zulüm reva görülüyor. Karşı koyacak hiçbir kuvvet yok. Ne ordu var ne devlet var, ne silah ne de mali güç var. Her şeye el konmuş.
Bu işgal ve yokluklar içinde esareti kabul etmeyen vatansever insanlar bölge bölge bir araya gelerek bulundukları yerleri bölgesel güç oluşturarak, teşkilatlanarak savunmaya başladılar ama yetersiz kalıyor. Bir olmadan, birlik olmadan, lider olmadan, canını ortaya koymadan vatan nasıl kurtulurdu!
Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya geçmesiyle vatanseverler liderini bulmuş, etrafında kenetlenmiş, ant içmiş, bölgesel güçler birleştirilerek Ankara’da Önce Vatan diye “ Ya İstiklal, Ya Ölüm” parolasıyla siyasi çalışmalara başladılar. Başladılar ama elde ne silah, ne asker, ne iaşe, ne para hiç bir şey yok ama bir şey var. VATAN AŞKI ve İMAN.
Düşmanlar var gücüyle Anadolu’ya üşüşmüşler, pay almaya çalışıyor. İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar, Ruslar, Yunanlar, Ermeniler, Rumlar..
Ne de çok düşman beslemişiz bağrımızda. Sadece bunlar olsa iyi de esas aciz kalan teslimiyetçi Osmanlı yöneticilerine ne diyeceğiz? Ecdat mezarından kalksa yüzlerine tükürür.
Ne yokluklar-yoksulluklar yaşandı, ne zorluklar-sıkıntılar yaşandı ama o azim, o inanç, o vatan aşkı İnönü’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da İngilizlerin her türlü silah, cephane, para ve destek verdiği uşakları ve çok güvendiği Yunanlıları, Atatürk’ün çarıklı askerleri onları nasıl perişan edip denize döktüklerini herkesin çok iyi okuyup öğrenmesi şarttır.
Biz köy ilkokulunda okurken Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çok heyecanlı olurdu. Bayram günü öğretmenlerimiz dörderli yürüyüş kolunda öğrencileri dizer, önde Şanlı Türk Bayrağı, yanda öğretmenlerimiz marşlarla caddeleri gezdirirdi. Annelerimiz o gün sokakları süpürmüş, geçtiğimiz yerlere sac üzerinde nazar değmesin inancıyla, üzerlikler yakılmış geçiş güzergahlarına tak’lar kurulmuş, köylü kadın, erkek herkes bayram yerinde toplanmış. Bayram yerine gelir, sınıflar yerini alır, hep bir ağızdan İstiklal Marşı ve sonra da şiirler okunur. Her şiir okunuşta alkışlar silah sesleri kutlamaya katılır. Hele bir Gazi çavuş amcamız var, o her bayram kürsüye çıkar, katıldığı savaşları İnönü-Sakarya-Başkomutanlık Meydan Savaşını anlatır ve sonunda şu beyti okurdu: “ Angarayı duddun mu, yoksa hapı yuttun mu. Goca TÜRK’den yediğin dayağı unuddun mu?” der, alkış tufanı arasında kürsüden inerdi. Bu beyit dün Yunanlılar içindi bugün de Yunanlılara bir hatırlatma olsun derim.
Eğer kurtuluş savaşının hangi zorluklar içinde yapıldığını, Bağımsızlık ve İstiklalin nasıl sağlandığını, vatan için ölmenin ne demek olduğunu “ F. Boillon’un ifadesiyle “ Çünkü inanılmaz bir şey oldu. Kağnı kamyonu yendi, bütün hesapları altüst ettiler” sözünün ne anlama geldiğin öğrenmek istiyorsanız lütfen Turgut Özakman’nın Şu Çılgın Türkler adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Gerçekten bu Türkler ÇILGIN! Ne esir edilebiliyor, ne vatanlarından sökülüp atılıyor. Bu nasıl bir güç, bu nasıl bir vatan sevdası? Onun için Türklerin vatanına ister mavi, ister kara olsun dokunmayacaksın yoksa ateş olur seni de yakar. Çünkü vatan namustur. Vatan sevgisi imandandır.
Vatan için can veren şehitlerimizi bu toprakları vatan yapan İstiklal ve İstikbalimizi sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına, bütün şehit ve gazilerimize Şükran ve minnetlerimi sunar, Cenab-ı Allah’tan rahmet dilerim.
“EY TÜRK GENÇLİĞİ! Birinci vazifen Türk İstiklalini ve Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Köşe Yazarı: Abdullah KAPLAN

YORUM ALANI

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.