SON DAKİKA

TERÖRDEN ARINDIRILMIŞ BELEDİYELERE, HİZMETTE TAM NOT

ASAYİŞEĞİTİMGenelGÜNDEMPOLİS GÜNDEMPOLİS GÜNDEMİPOLİSİN SESİTERÖR

İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU; AİLE İÇİ ŞİDDETE KARŞI ELEKTRONİK KELEPÇE İZLEME MERKEZLERİ KURULACAK

ASAYİŞEĞİTİMGenelGÜNDEMPOLİS GÜNDEMPOLİS GÜNDEMİPOLİSİN SESİ

SALGIN TEDBİRLERİ İLE İLGİLİ MERAK EDİLENLER

ASAYİŞEKONOMİGenelGÜNDEMPOLİS GÜNDEMPOLİS GÜNDEMİSAĞLIKSİYASETSONDAKİKA

SENSİZ BAYRAMLAR

Bu haber 19 Mayıs 2020 - 16:55 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Sevgili okuyucular;

       Bu yazıyı kaleme aldığım gün ve vakit ne zamandır biliyor musunuz? 16 Mayıs sabahın seher vakti Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan 19 kişilik mürettebatıyla vatanı kurtarma yolculuğuna çıktığı günün tarihidir. Yani bundan tam 101 yıl önce..

       Bugün ne güzel bir gün! Hem vatanın kurtuluş yolculuğunun başladığı günün yıldönümü olması, hem de insanlığın kurtuluşuna vesile olacak ve barış elçisi Ramazan Bayramının yaklaşması..

      Vatanseverlik, kahramanlık öyle lafla olmuyor. Vatan uğruna anadan, yardan, ser’den vazgeçmeyi bilecek bu uğurda baş koyacaksın.

     Bu ülkede bu yiğitlerin karşısında “keşke Yunan kazansaydı” diyen, “hepimiz Ermeniyiz” diyen, biz onlara zulmettik diyen nice densiz, dinsiz, vatansız, meczuplar, işgalcilerle beraber vatanımızı bölüp parçalamaya çalışanlar varken, işte böyle bir günde Cenab-ı Allah Türk milletinin içinden bir yiğit, vatansever bir kahraman çıkardı. Bu kahraman; Mustafa Kemal Paşa, canını hiçe sayarak Anadolu’ya geçerek vatan sevdalılarını bir araya toplayıp, vatanı düşmanlardan ve vatan hainlerinden kurtardı. Sadece vatanı mı? Malımızı, canımızı, namusumuzu, istiklalimizi, istikbalimizi, özgürlüğümüzü kurtardılar. Allah hepsinden razı olsun, mekanları cennet olsun!

      Bugün hüzünlü olduğu kadar güzel de bir gün çünkü iki bayramı bir arada yaşıyoruz.  Ama dedim ya hüzünlüyüz, boynumuz bükük çünkü bayramları kutlayamıyoruz.

     Hüzünlüyüz, çünkü öyle bir düşman kuşatmasındayız ki evimizden çıkamıyoruz, okula, camiye gidemiyoruz. Cuma namazını kılamıyoruz. Belki bayram namazındı da kılamayacağız. Eşi, dostu ziyaret edemeyeceğiz. Büyüklerimizin ellerinden öpemeyeceğiz. Ahirete göçen, hakka yürüyen inşallah rahmeti rahmana kavuşanlarımızın mezarlarını ziyaret edemeyeceğiz. Çocuklar kapı kapı dolaşarak “Amca, teyze, nine, dede! ellerinizden öpemeye, bayram şekeri toplamaya geldik” diyemecekler ve biz de o çocuklara bayram şekeri, harçlık veremeyeceğiz çünkü kapıya gelemeyecekler.

Çocuklar salıncaklara, atlı karıncalara binerek keyiflerince eğlenmeyecekler. Niye mi? dışarıda tam teçhizatlı Covid-19 virüsü var. Ah bir yakalayıp da intikamımızı  alsak rahatlayacağız ama bizden önce o bizi yakalıyor.

        Bütün özgürlükleri kısıtlayan okulları, işyerlerini kapattıran, ölümlere sebep olan, bütün ülkeleri işgal eden bu görünmez, top tüfek tesir etmez düşman da kim? Kimin emir-komutasında? Neden bu kadar acımasız? Bu bela başımıza neden musallat edildi?

      Allahım nedenini biliyoruz çünkü hata ettik. Senin emirlerinin dışına çıktık. Yanıldık. Dinden, imandan uzaklaştık. İstanbul sözleşmesiyle; aileyi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacağız derken, aileyi tahrip ettik. Fuhuş, cinayet, arsızlık, hırsızlık, ahlaksızlık, kumar, rüşvet, devlet ve yetim malını yemek gibi insanlık dışı ne varsa yaptık. Sadece bunlar mı? Elbette hayır…yardımlaşmayı, selamlaşmayı, kestik. Yaşlı ana-babayı ‘Yaşlılar Yurdu’na terkettik. Evimizin baş köşesini bırakın, bir köşesinde bile onlara yer vermedik. Köpek bile yavrusunu ağzında gezdirirken biz yenidoğan çocukları çöp bidonlarına attık. Sokak hayvanlarını aç bıraktık, zulmettik.

Velhasıl, biz biz olmaktan çıktık.

        Elbette bu azıp sapmışlığın bir faturası olmalıydı. İşte her şeyi yaratan her şeyi gören Cenab-ı Allah faturayı kesti: “Ya kendinize, asli ayarlarınıza dönersiniz, ya da helak olursunuz” dedi.

       Allahım! Okunan ezanlar hürmetine bu belayı başımızdan def et. İşimize, okulumuza, camilerimize dönelim.

       Elbette her türlü tıbbi tedbirlerin yanısıra devletimizin belirlediği yasal tedbirleri uygularken duamızı da eksik etmeyeceğiz. İnşallah tez zamanda bu beladan kurtulacağız.

         Allahım… Bayramlar, ıssız Bayramlar, mahsun bayramlar buruk geçiyor. Gönlümüz yıkık çünkü bayramları kutlayamıyoruz. Tez zamanda yeniden bayramlaşmak, yeniden kucaklaşmak, yeniden büyüklerimizi baş köşede oturtarak ellerini öpüp hayır dualarını almak, çocuklara Bayram şekeri vermek ve hep birlikte sevinmeyi nasip eyle.

       19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramınız ve Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla kutluyorum.

“EVDE KALIN, SAĞLIKLA KALIN”

Köşe Yazarı:  Abdullah KAPLAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.