SEVELİM, SEVİLELİM

Birliğin, dirliğin, kardeşliğin, bereketin, devlet-millet olmanın muhabbetin paylaşmanın, yardımlaşmanın, komşuluğun, akrabalığın, arkadaşlığın; dilidir, anahtarıdır, şifresidir sevmek.

Can dostlarım! Sevgi her derdin ilacıdır. Seven insan mutlu olur, çevresini de mutlu eder. Bugün her zamandan daha çok birliğimize ihtiyaç vardır. Çünkü bizi bize düşman etmeye, bölmeye çalışan fitne tohumları saçanların sayısı o kadar çok ki, ne olursa olsun birbirimizi seveceğiz. Dar günümüzde, zor günümüzde yanımızda olacağız. Dinimizin emri de bu değil mi?
Tarih boyunca ecdadımız bir olmayı, birlik olmayı, dirlik olmayı ilke olarak benimsemiştir. Bırakın kendi milletini, yabancılara da kol-kanat olmuş, birleştirmiş, bütünleştirmiş, kaynaştırmıştır. Çeşitli dil ve dinden olan toplumları bünyesinde barındırmıştır.
Şanlı tarihimize baktığımızda Türk Devletlerinin sadece Müslüman- Türk toplumlarını değil, hangi dilden, hangi dinden olursa olsun ülkesinde yaşama hakkı vermiş, mazlum milletlerin yanında yer almıştır. Rum, Ermeni, Hıristiyan, Yahudi, Hırvat, Sırp, Arnavut, Boşnak hepsine ülke sınırları içerisinde iş vermiş, aş vermiş. Kilise, havra, din, ekonomik özgürlüğü vermiş. İstediği tek şey her türlü nimetten faydalandığı gibi onların da bölücülük yapmamaları. Zor günlerinde kapılarını açan, sahip çıkan, ekmeğini paylaşan, canını koruyan ülkeye hainlik yapmamalarıdır.
Böyle mi olmuştur? Maalesef! Ülkemiz zora düştüğünde fırsatını bulduklarında hainliğin her türlüsünü yapmış, kendisine her imkanı sağlayan efendisini sırtından hançerlemiştir. Dün ne yaptılarsa bugün de aynı ihaneti yapmayacaklarını kimse iddia edemez. En bariz örneğini kurtuluş savaşında, 15 Temmuz FETÖ kalkışmasında soysuzların neler yaptıklarını gördük. TÜRK’ÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.
Biz milli sınırlar içinde Ayyıldızlı Bayrağımızın altında hür ve bağımsız Türk milleti olarak bir ve beraber olmak, çok çalışmak, hakkı, hakkaniyeti gözetmek ve birbirimizi sevmek zorundayız.
Görüşün, inancın, partin ne olursa olsun Türkiye sınırları içinde yaşayan Türk-Kürt-Alevi-Sünni-Müslim-Gayri müslim herkes bu ülkenin vatandaşıdır. Burası Türkiye, halkı da Türktür. Nasıl ki Fransa’da herkes Fransız, Almanya’da herkes Alman ise. Kanunlar önünde herkesin eşit hakları vardır. Zaten yasalarımız bu eşitliği sağlamıştır.
Vatandaş olarak birbirimizi sevmeli, birbirimize tahammül etmeliyiz. Herkes hakkına razı olmalı, birlik ve beraberliğimize, ülkemizin bölünmez bütünlüğüne sahip çıkmalıyız.
Aslında ayrımız gayrımız da yoktur. Birbirimizden kız alıp, kız vermişiz. Akraba, komşu olmuş, iş ortaklığı yapmışız. Ne varki bozguncular, hainler boş durmuyor, insanları çeşitli oyunlarla birbirine düşman etmeye, birlik ve dirliğimizi bozmaya çalışıyorlar. İşte hiç kimse bunlara prim vermemeli.
Demokrasinin gereği siyasal partiler, dernekler, meslek kuruluşları, sendikalar, cemiyetler, her türlü cemaatler var. Buraya kadar güzel ancak bunların her birinin mensup ve taraftarları karşı tarafa gönül vermiş olanları ötekileştirmeden, ayrımcılık yapmadan, ayrılık tohumları saçmadan, herkesin özgür iradesine saygı göstererek milli birlik ve beraberliğe zarar vermezlerse sıkıntı olmaz. Aksi takdirde birbirimize düşman kesiliriz, kimse de bu vebali ödeyemez.
Özellikle bu kuruluşların liderleri !
Allah rızası için dilimizi düzeltelim. Bu millet vatan sevdalısı, bunları bölmeyelim, ötekileştirmeyelim. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.
Dinimiz hoşgörü, sevgi dini ‘Vatan sevgisi imandandır.’ sevgiyi, saygıyı, birliği, bütünlüğü, vatanına bağlılığı emreder. Bu vatanın ekmeğini yiyip, imkanlarından faydalanıp, iş-aş sahibi olup da bu vatana, bu millete ihanet eden, teröre beslemelik yapanlara diyorum ki: “ Ya sev, Ya terket” yoksa Türk milletinin intikamı acı olur. Er yada geç Türk’ün kılıcını ensenizde bulursunuz.

Not: Cumhurbaşkanımızın takdirini kazanmış İstanbul’un efsanevi Emniyet Müdürü Sayın Doç. Dr. Mustafa Çalışkan Bey, Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanmış olup, kendilerine iyi dileklerimizle başarılar diliyorum. İstanbulumuzun yeni Emniyet Müdürü Sayın Zafer Aktaş Bey’e başarılar dilerim.
Her ikisi de Polis Koleji’nden öğrencilerim olur. Kendileriyle gurur duyuyorum.

KÖŞE YAZARI: Abdullah KAPLAN

YORUM ALANI

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.