SON DAKİKA

SONBAHAR

Bu haber 18 Ekim 2021 - 22:18 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Anadolu’da sonbahara güz denir. Güz günleri yaz sıcağında kurumuş otların kısa bir süre aldığı hayat suyu ile yeniden yeşermeye çalıştığı, yaprakların altın sarı renge dönüştüğü ama tabiatın ölüm sancıları çektiği bir mevsimdir.

Güz günleri denince sonun başlangıcı geliyor aklımıza. Çünkü her canlı gibi tabiat ölüme hazırlanıyor. Ağaçlar, görkemli, ihtişamlı günlerini yerinde bırakarak yeniden dirilmek için ölüme hazırlanıyor. O güzel yeşil yaprakları kara toprak oluyor. Şairin dediği gibi “Kuruyan ağaçların dökülen yaprakları bir sarı yorgan gibi örtüyor toprakları.” Gençliğinde yemyeşil durup güzelliği dillere destan olan, bulunduğu dallara güzellik katan o yapraklar artık bedeni terk etmeye, hafif esen rüzgara bile dayanamayarak yerlere ait olduğu toprağa dönüyor.

Bunları niye mi yazdım? İbret alalım diye. Çünkü her canlı ölümü tadacak ama sonunda yeniden doğacak. 

Tabiatta ne kadar bitkiler, ağaçlar ne kadar çeşitleri varsa güz gelince sonbaharda sararır, solar. Bir noktada ölür ama baharla yeninden canlanır. Bu devir daim bize ölümden sonra yeni bir hayatın varlığını ifade eder. 

Güz günleri hüzündür. Havalar soğur, varlıklar, yokluklar kendini hissettirir. Bütün canlılar kışın soğuğundan korunmak için kendine barınacak yer arar. Kuşlar sıcak iklimlere göçer, ağaçlar yeşilliklerden soyunur. Her ne hikmetse bir çam ağacı yapraklarını dökmez. Herhalde bir hikayesi, bir sebebi vardır. 

İnsanoğlu; bütün yaratılanların kendi hizmetine sunulduğu eşrefi mahlûkattır ama o da ölür. Bu kadar imkan sunulan insanoğluna ölümden sonra Mahkeme-i Kübrada hesap sorulur. Hem de ne hesap! 

Hayatını, gençliğini nerede, nasıl geçirdin? Verdiklerimi nerede harcadın? Fakirin, fukaranın, düşkünün hakkını verdin mi? Vatanına, milletine ne yaptın? Hakkı, hukuku gözettin mi? 

Daha neler neler… Zordur hesap vermesi

Güz günü gençlik gider, dizlerde derman kalmaz. Saçlar gider, alında oluklar açılır, ölüm yolu başlar. Sonbahar, ilkbahar gibi olmaz. Kimi insanda güz dönemi erken başlar, kiminde biraz gecikse de, kaçınılmaz son gelir çatar. 

Benim güz günlerim hep hüzünlü geçti. Sevdiklerimi güz günlerinde kaybettim. Sevmem güz günlerini. Hele fakir, yoksul, kimsesiz, güz gününü hiç sevmez. Kış geliyor, üşüyecek, açta-açıkta kalacak. Zenginin umrumda değil. Onun için her mevsimde eğlenecek, dinlenecek yeri var. Eğer Allah’ın hak ve hukukunun dışında yaşıyor, fakiri, fukarayı, açta açıkta kalan öğrenciyi ve diğer canlıyı düşünmeyip hep kendi yiyorsa vay onun haline!

Dedim ya..güz günü hüzünlü “TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN” banisi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “Benim naciz vücudum bir gün kara toprak olacak ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”  cümlesi, ölümüm gerçek ama vatanın ilelebet olduğunu yaptıklarımızla hatırlanacağımızı ifade etmektedir. Ruhu şad, mekanı cennet olsun! 

Acılar, felaketler hep güz günlerinde mi depreşir? Daha iki gün önce çok sevdiğimiz değerli kardeşimiz Polis teşkilatının sevilen insanı Emekli Emniyet  Müdürü Hasan Çevik ve yavrusu, henüz ilkbaharı yeni yaşamaya başlayan evladı Ahmet Buğra elim bir trafik kazası sonucu hakkın rahmetine kavuştular. Sevdiklerine acı bir güz günü yaşattılar. Kendilerine Allah’tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve Emniyet Teşkilatına başsağlığı diliyorum.

Köşe Yazısı: Abdullah KAPLAN 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.