SON DAKİKA

SÖZCÜ KALIN, “TÜRKÇE EZAN MESELESİ BU ÜLKEDE TARTIŞILMIŞ, BİR KENARA KONMUŞ BİR MESELEDİR”

Bu haber 08 Kasım 2018 - 1:39 'de eklendi ve kez görüntülendi.

İbrahim Kalın, “Türkçe ezan meselesi bu ülkede tartışılmış, yıllarca derin yaralar açmış ve milletin iradesiyle, hem milletin zihninde, hem gönlünde, hem de kanunlarında çözülmüş, bir kenara konmuş bir meseledir.”
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın Kabine toplantısının ardından Külliye’de bir basın açıklaması yaptı.

İLK YÜZ GÜNLÜK İCRAAT PROGRAMI TAMAMLANIYOR

Sözcü Kalın, toplantıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın takdim konuşmalarında 100 günlük icraat programının uygulanmasıyla ilgili bilgi aldığını belirtti. Bu ayın ortalarına doğru 100 günlük eylem planının ilk kısmını tamamlayıp ardından da ikinci 100 günlük icraat programını yine ayın ortalarına doğru kamuoyuyla paylaşılacaklarını iletti. Belirlenen hedeflerin büyük oranda yakalanmış durumda olduğunu söyleyen İbrahim Kalın, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuya büyük önem verdiğini ifade etti.
Gündemin önemli başlığı olarak terörle mücadele konusunun etraflı bir şekilde ele alındığını vurgulayan İbrahim Kalın, İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı tarafından iç ve dış güvenlikle ilgili sunumların yapıldığını, ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından da gene iç, dış güvenlik, Suriye, Irak, PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadele konusunda MİT Başkanı tarafından da kapsamlı bir sunum yapıldığını dile getirdi.
Sözcü Kalın, ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’nde dün tamamlanan kongre seçimleri ile ilgili de kısa bir değerlendirme yapıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, özellikle Türkiye’nin İran’la yaptığı ticareti, petrol ve petrol ürünleriyle ilgili ticareti, ayrıca diğer ikili ticari konuları nasıl etkileyeceği konusu gene detaylı bir şekilde masaya yatırıldığını ve ekonomideki iyileşmeyle ilgili bir genel değerlendirme yapıldığını belirtti.

NERDEN GELİRSE GELSİN, TÜRKİYE TERÖR TEHDİNE KARŞI TAM BİR KARARLILIK İÇERİSİNDEDİR

İbrahim Kalın, “İçeriden veya dışarıdan nereden gelirse gelsin terör tehdidine karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün kurumlarıyla tam bir kararlılık içerisinde mücadeleye bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir. Bizim için terör örgütleri arasında iyi terör örgütü, kötü terör örgütü diye bir ayırım söz konusu değildir. Dolayısıyla, PKK, onun Suriye kolu olan PYD, YPG, FETÖ, DHKP-C, DEAŞ, El-Kaide ve benzeri bütün terör örgütlerine karşı ilgili birimlerimiz tam bir eşgüdüm içerisinde bu mücadeleyi bundan sonra da kararlı bir şekilde sürdürecekler. Özellikle son dönemde Suriye’de yaşanan bazı gelişmeler çerçevesinde bildiğiniz gibi Silahlı Kuvvetlerimiz Suruç bölgesinde Ayn el Arap bölgesinde birtakım sınır bizim sınırımızdan karşı tarafa operasyonlar gerçekleştirdiler, top atışları yaptılar. Geçen hafta bu konu epey bir gündem de oldu. Şöyle bir algının yaratılmaya çalışıldığını görüyoruz: Güneyde Deyrizor bölgesinde Hacin civarında DEAŞ’la mücadele edilirken Türkiye’nin PYD, YPG, yani PKK hedeflerine yönelik saldırıları bu mücadeleyi zayıflatmaktadır gibi bir argümanın tedavüle sokulduğunu görüyoruz. Burada şunun altını özellikle çizmek isteriz: Bizim kendi ulusal güvenliğimize dönük aldığımız bu tedbirlerle DEAŞ’a karşı verilen mücadelenin sürekliliğiyle ilgili herhangi bir illiyet ilişkisi kurmak öncelikle gündemi saptırmak olur. Yani kast ettiğim şu: Orada devam eden mücadele Türkiye’nin de DEAŞ’a karşı mücadele bağlamında desteklediği bir mücadeledir. Problem bu mücadeleyi uluslararası koalisyonun yanlış ortaklarla, yani PYD, YPG unsurlarıyla yapıyor olmasıdır” şeklinde konuştu.

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜNE KARŞI YÜRÜTÜLEN KAPSAMLI MÜCADELE BÜTÜN DÜNYA SATHINDA DEVAM EDİYOR

Aynı şekilde FETÖ terör örgütüne karşı da yürütülen kapsamlı mücadelenin bütün dünya sathında devam ettiğini belirten Kalın, bu konuda da en ufak bir taviz vermemiz söz konusu olmadığını vurguladı. Kalın konuşmasına, “Buradan özellikle FÖTE’ye şöyle veya böyle, şu veya bu gerekçeyle kol-kanat geren, onlara alan açan, faaliyetlerini görmezlikten gelen ülkelere çağrımız da, bu terör örgütüne karşı net bir tavır almalarıdır. Ama şunu da memnuniyetle ifade etmek isterim: FÖTE’yle mücadele noktasında uluslararası arenada önemli mesafeler de almış bulunuyoruz. Örneğin 15 Temmuz hain darbe girişiminde sonra FETÖ okullarının kapatıldığı ülke sayısı 21’e ulaştı. Bu, Türk diplomasisi açısından da son derece büyük bir başarıdır. Burada Sayın Cumhurbaşkanımızın son derece kararlı tutumunun belirleyici aktör olduğunu da ifade etmek isterim” şeklinde devam etti.

İRAN’A YAPTIRIM KONUSU DETAYLI BİR ŞEKİLDE ELE ALINDI

İran’a yaptırım konusu da bugün detaylı bir şekilde ele alındığını ifade eden Kalın, “İran bizim önemli bir komşumuz, önemli bir ticaret ortağımız. Geçen yıl İran’la ticaret hacmimiz 10 milyar doların üzerindeydi, bunun önemli bir kısmını enerji kalemi oluşturmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin enerji ihtiyaçları çerçevesinde biz ulusal çıkarlarımızı esas alan bir yaklaşım içerisinde bu müzakereleri sürdüreceğiz ve Türk ekonomisinin, enerji sektörünün etkilenmemesi için gerekli bütün adımları da atacağız. Ama dediğim gibi, bu 6 aylık süre içerisinde muafiyet verilen ülkelerin İran’la petrol ticareti ve diğer alanlardaki ticari faaliyetleri tam olarak nasıl tanımlanacak, şekillenecek, bununla ilgili müzakereler de devam ediyor, detaylar netleştikçe bunları sizinle de paylaşacağız” dedi.
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan İbrahim Kalın, Türkçe Ezan konusuna ilişkin sorulan soruya yönelik görüşlerini şu şekilde belirtti :
“TÜRKÇE EZAN MESELESİ BU ÜLKEDE TARTIŞILMIŞ, BİR KENARA KONMUŞ BİR MESELEDİR”

Türkçe ezan meselesi bu ülkede tartışılmış, yıllarca derin yaralar açmış ve milletin iradesiyle, hem milletin zihninde, hem gönlünde, hem de kanunlarında çözülmüş, bir kenara konmuş bir meseledir. Bu konuyu gündeme getirmek, birilerinin hala tek parti dönemi özlemi içerisinde olduğunu ifade eder, bundan daha öte bir anlamı olmaz. Ezanı Muhammedi Müslümanların evrensel ezanıdır, evrensel dilidir. Dünyanın neresine giderseniz gidin, Afrika’sından Asya’sına, Amerika’sından Ortadoğu’suna, Kuzey Afrika’sından Balkanlar’ına, Ezanı Muhammedi bilindiği şekliyle Arapça olarak Hazreti Peygamber Efendimizden tevarüs edildiği şekilde, Bilal-i Habeşi Hazretlerinin okuduğu şekilde 1400 küsur yıldır okunmaktadır. Bunu değiştirmeye dönük adımların ne kamuoyunun vicdanında bir karşılık bulacağı, ne sosyolojik, ne de dini açıdan bir meşrutiyetinin olmayacağı açık seçik ortadadır.”
HABER: SÜMER TAŞKIRAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.