TERÖRÜN UŞAKLARI

Teröre yine 16 şehit verdik, 16 vatan evladı. Canımız yandı..
Bin terörist, şehidimizin bir damla kanı etmez. İntikamı alındı ama yetmez. Elbette devletimiz gereğini fazlasıyla yapacaktır. Ben devletime güveniyorum. Allah devletime zeval vermesin. Biz düşmanla baş ederiz, sonuç da alırız. Yeter ki işbirlikçileri, sevicileri bu işe karışmasın. Güvenlik güçlerimize değil de teröristlere sahip çıkanlar veya onları dolaylı yollardan haklı çıkarmaya,yapılan operasyonları sulandırmaya çalışıp onların ağzıyla konuşan kim olursa olsun vatan hainidir.
Bu alçak can düşmanlarımız Ermeni soylarıyla mücadele bin’e yakın şehidimize ve binlerce gazimize sebep oldu.
Dış güçler ülkemiz aleyhine bunlara silah, mühimmat, gıda ve para yardımı yaparak, Türkiye’nin enerjisini bu yönde kullanarak güç kaybetmesini istiyorlar. Çünkü Türkiye her geçen gün bölgede lider devlet olmakta, bunun için de dış güçler boş durmuyor. Yıllarca terörün her türlüsünü başımıza bela ettiler. Bunların yüzünden çok can ve kan kaybımız oldu.
Türk milletini yok edemezler, diz çöktüremezler. Bunu kurtuluş savaşında gördüler. Yedi düvel üzerimize geldi ama bir ATATÜRK çıktı ve bu asil millet düşmanları yurttan temizledi, kısa sürede toparlandı. Liderinin ilkeleri doğrultusunda her alanda Sanayi, Tarım, Eğitim-Kültür, Hukuki ve Askeri alanlarda gelişti, bölgesinde hatırı sayılır bir devlet oldu.
Dış güçler boş durmuyor. Devletlerin devletlerle dostlukları menfaatleri kadardır., fırsatını bulunca gavurluğunu yapacaktır.
Teröristler önce yurt içinde çeşitli olaylar çıkardılar. Özellikle Doğu bölgemizde halkı kandırdılar. “Siz Türk değil, kürtsünüz. Bir Kürt devleti kurulmalı, özgürlüğünüz olmalı, kendi diliniz, kendi ana dilinizle eğitiminiz olmalı” gibi vaatler, dış ajanların da propaganda çalışmalarıyla baskı tehdit ve silah zoruyla taraf kazandılar. Aslında bölge halkına vatandaşımıza zulmettiler. Devletimiz elbette bunlarla mücadele etti fakat birini bitiyorsun diğeri başlıyor. Düşman çok PKK / PYD / DEAŞ diğer sol örgütler (Marksist – Leninist). Bu da yetmedi FETÖ belası kanser gibi her tarafımızı sardı. Hem de bu kez en hassas yanımızdan din istismarı ile girdi. Emniyetten Askeriyeye, okullardan camilere kadar kadrolarını oluşturarak Amerika’nın kucağında oturan sümüklü şerefsiz bizi yüreğimizden vurmak istedi. Çok şükür Aziz şerefli Türk milleti bunu da yerle yeksan eyledi. Doğuda Hendek olayları çıktı. Dozerlerle teröristleri açtıkları hendeklere gömdük. Yine durmadılar, ağa babalarının desteğiyle Suriye ve Irak’ta kamplar kurarak saldırıya geçtiler. Eğitim veren öğretmenlerimizi, gerçek dini anlatan imamlarımızı, yol köprü yapan mimar ve işçilerimizi bombalı tuzaklarla güvenlik güçlerimizi ve halkımızı şehit ettiler. Beni en çok kinlendiren, bu teröristlerden daha çok onların arka bahçeleri hepsi çalı dikenli. Teröristle dağda fotoğraf çektiren, onlara övgüler dizen, bir kez Terör örgütünü lanetlemeyen şerefsizler halen ATATÜRK’ün kurduğu Yüce Meclis’in çatısı altında bu teröristlerin değirmenine su taşıyor.
Kardeşim bu memleketin ekmeğini yiyip, suyunu içip, bu milletin parasıyla sefa sürüp de teröristle iş birliği yapıyorsa onun yaşama hakkı olmamalı. “YA SEVECEK, YA TERK EDECEK”
Daha da beteri siyasi gaileler nedeniyle bazı siyasilerin lüzumsuz ve kasıtlı açıklamaları bu milleti çok geriyor. Gün birlik günü. Düşman, ortak düşman. Vatan, ortak vatan. Birimiz hepimiz hepimiz birimiz için olmalıyız. Elbette siyasetini yaparsın ama söz vatan olunca gerisi teferruat olur.
Devletimiz bir operasyon yapmış başka ülkenin topraklarında hem de. Rehineler beş yıldır teröristlerin ellerinde. İstihbarat ve güvenlik güçlerimiz elinden gelen çalışmalarını yapmış, yetkililer devletimize yakışan her türlü girişimde bulunmuş fakat rehineleri bir türlü alamamış. En son çare teslim olmaları için fırsat vermiş. Buna yanaşmayan teröristler kendi sonlarıyla beraber 12 vatan evladını şehit etmişler.
Teröriste merhamet olmaz. Acımaz! Onun işi can yakmak.
Şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum: 1980 yılı Şırnak 119. Seyyar Jandarma Alay Komutanlığında yedek subay (Asteğmen) olarak vatani görevimi yapmaktayım.
Bizim gibi Vatani görevini yapan diğer Asteğmen arkadaşlar da var. Bunlardan biri de KOCAELİ’den (İzmit) İlyas Bayraktar. 1,90 boyunda civan gibi çok kibar bir beyefendi arkadaşımız. Henüz yeni evli. Kıtaya geleli 4 ay olmuş. Babasının ağır hastalığı haberi gelince Alay Komutanımız Albay Recai Uğurluoğlu (Allah rahmet eylesin) arkadaşa kısa süre izin verdi. Bana da İlyas’ı Cizre’den yolcu edin diye talimat verdi. Bir araç tahsis edilerek arkadaşı Cizre’ye götürdüm. Oradan Adana’ya giden bir araca bindi, helalleştik, hatta lazım olur diye üzerimdeki parayı da verdim.(Helali hoş olsun) 28 Ağustos 1980. O gece Alay nöbetçisiyim. Mardin Tugaydan bir telefon geldi. Telefonda birliğinizden ayrılan personel var mı diye soruyor. Biz de bir Asteğmen bugün izinli çıktı memlekete gidiyor deyince komutanınıza haber verin dediler. Durumunu gece komutana ilettik. Sonuç çok vahim. Teröristler Urfa-Derik arasında aracı durdurup arama yapar. Asker olduğunu öğrendikleri İlyas Asteğmeni kaçırırlar. Günlerce dağ-taş arandı. 12 Eylül harekatı olmuş, her taraf sıkı yönetim. Komutan özel tim çıkardı. Sonuçta Derik bölgesinde bir kör kuyuda şehit edilmiş naaşı bulundu. O kadar eziyet etmişler ki her tarafını kesmişler, vücudunda sigara söndürmüşler.
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun şehit kardeşimin.
Maalesef terörist acımıyor. O zaman acımayana acınmayacak, İngilizlerin yaptığı gibi asitli havuzlarda banyo yaptıracaksın.
Asker ve Polisin o şerefli üniforması içerisinde ne çok hain Fetöcü Polis ve Asker varmış. Bu alçaklardan biri de benim canımı yaktı. Hendek olaylarında görev yaptığı sırada tanıdığı sağlık astsubayı yavrumu Fetöcü Polis Memuru pusuya düşürerek yavrumu şehit etti. Ne olur devletime sesleniyorum: “Kıssasa kıssas istiyorum. Devletime göz diken, Polisimi, Askerimi, vatandaşımı şehit edenler, hapisanelerde beslenmesin, infaz edilsin, yaşam hakkı verilmesin. CANIMIZ YANIYOR!”
Milli sınırlarımız içinde yaşayan herkes Türk vatandaşıdır. Yasalar karşısında eşittir. Türk-Kürt yok, ayrımız gayrımız yok. Biriz, beraberiz. Bu vatanı birlikte savunacağız. Bakın KÜRT ve TÜRK aynı harflerden meydana geliyor, yazılışı bile aynıdır. Seni benden, beni senden ayıramazlar. Alevi-Sünni aynı dine bir Allah’a iman ediyor. Neden bu ayrılık? Kimler yapıyor?
Cemaatlerin, tarikatların zararlarını gören ATATÜRK bu militan yuvalarını niye kapattı? Bakın bunlar yine türedi. Biri gitti diğeri gelmesin. Bu memleket şeyhler, tarikatlar ülkesi olamaz. Bir Allah’a inanıyor, Peygamber Efendimizin yolundan gidiyoruz. Oku, düşün, araştır, tahlil et. Yorumla, yargıla, sorgula, doğruyu zaten bulursun.
Muhalefet Devlet meselesinde iktidarın yanında olsun, dilini, söylemini düzeltsin. Elbette muhalefet edecek kolumuzu kırsak da yen içinde karar alınsın. Teröristten, Cumhurbaşkanı adayı, milletvekili olmaz, kırın gitsin. İçeride birlik olalım. Liderler ayrıştıran değil, birleştiren olmalı. Sizlerden bir Türk vatandaşı olarak olarak bunları bekliyoruz. Ülkemiz insanı zaten birbirini seviyor. Lütfen siz de birbirinizi sevin. En azından saygı gösterin!

ŞEHİTLERİMİZE ALLAHTAN RAHMET, KEDERLİ AİLELERİNE SABIRLAR, YÜCE TÜRK MİLLETİNE BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUM.

KÖŞE YAZARI: ABDULLAH KAPLAN

YORUM ALANI

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.