SON DAKİKA

TOPRAK VE SU

Bu haber 19 Ocak 2021 - 0:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Yeryüzündeki tüm canlıların yaşaması, büyümesi, gelişmesi için toprak, su ve havaya ihtiyaç vardır. 

Allah ( c.c. ) yaratılanı önce topraktan yaratmış, hamurunu su ile birleştirmiş, hava ile yaşanmasını sağlamıştır. 

“Ol” deyince olduran Allah bu üç büyük nimeti, canlıların hizmetine sunmuştur. Bunlardan biri olmazsa hayat sona erer. 

Hz. Adem’i topraktan yarattı. Demekki özümüz, mayamız toprak, sonuç yine toprağa döneceğiz. Burada büyük hikmetler vardır. İnsan ve hayvanların tüm ihtiyaçları topraktadır. Toprak üzerinde yaşadığımız Vatandır. Vatan bağımsızlıktır, vatan hürriyettir, vatan güçtür, vatan güçlünündür. 

Toprak vermezse kıtlık olur yokluk, açlık olur. Toprağa tohum ekeceksin, fidan dikeceksin, ona bakacaksın, o da sana Allah’ın izni ile çeşit çeşit sebze, meyve verecek, onunla canlılar hayat bulacak. Bir metre kare yere on çeşit tohum eksen hepsi de aynı toprakta renkleri, tatları, şekilleri, boyları, huyları farklı farklı ürün yetişiyor. Bu ne büyük mucize! Hiç düşündünüz mü?

Toprak için insanlar yıllarca savaşmış, en verimli toprakları vatanlarına katmıştır. Toprak; meyve, sebze verir. İçinde çeşit çeşit madenler barındırır, baharda yeşile bürünür, gelinlik kız gibi süslenir, cana can verir. Bu toprağı yaratan Allah öyle bir sistemde yaratmıştır ki, “ Rahman ve Nebe surelerini okursanız, oradaki hikmetleri görürsünüz.

Toprak içinde doğal gazından, petrole, soğuk sudan sıcak ( kaplıca ) suya ve değerli madenlere kadar, içinde neler barındırır. Sadece bunlar mı? 

Bütün canlılara yem olur, yurt olur, hayat verir. Bütün bunları bir nizam, bir düzen içerisinde yaratan Allah’ın emri ile olur. 

Toprağın en büyük arkadaşı, su hava ve güneştir. Bunlardan biri olmazsa hayat durur, toprak küser, hayat damarları kurur, canını ve canlılarını kaybeder. Biz canlıların ise bunların hepsine ( toprak, hava, su, güneş ) ihtiyacımız vardır. Bunlardan biri eksik olursa aynen toprak gibi canlılar da yok olur.

Bugün aslında bir yudum suyun hikmetlerinden bahsedecektim, kalem beni aslıma götürdü,toprakla başladı. 

Gökten kar, yağmur yağar, toprak onu tutar, canlılara su verir, fazlasını karnında saklar, biz onu ihtiyacımız oldukça alırız. Bir kısmını, ısınan toprak buhar halinde, suyu gökyüzüne gönderir, orada bulut olur, yağmur olur, kar olur. Mevsimine göre yaratan rüzgara emir verir, rüzgar da o bulutları emredilen bölgeye götürür ve bulutlar da yüklendiği yükü o bölgeye bırakır, böylece devir daim hayatın gereği devam eder. 

Cana can verenler görevlerini en mükemmel şekilde aldıkları emir doğrultusunda yerine getiriyorlar. Peki biz ne yapıyoruz acaba? Şükredip bu değerleri kirletmeden sahip mi çıkıyoruz yoksa sonumuzu mu hazırlıyoruz?

Tabiat dediğimiz yaratana tabi olan doğa bize her hizmeti sunuyor ama canlılar içinde en akıllısı dediğimiz eşrefi mahlukat olan insanoğlu ise doğayı kirletmekte, katletmekte adeta yarışıyorlar. Havayı kirletiyor, oksijensiz kalıyoruz, nefes alamıyoruz. Suyu kirletiyoruz, içinde yaşayan canlıları öldürüyor, kendimizi zehirliyoruz. Toprağı kirletiyor, zehirli atıklarla toprağın genini bozuyor, çok verim alalım diye ekolojik dengeyi bozuyor, zehirli ürünler üretiyor, toplumu zehirliyoruz. 

Allah aşkına nasıl bir toplum haline geldik?

Ecdadımız toprağa hizmet eder, onu doğal yollardan eker biçer, nazlı gelin gibi ona hizmet eder, toprak da hakkını inkar etmezdi. Aşık Veysel’in dediği gibi “ Karnın yandım kazmayınan, belinen, yine karşıladı beni gülünen. Benim sadık yarim kara topraktır.” 

İnsandan gayrı canlılar toprağı, çevreyi kirletmez, aksine ekolojik dengeyi korur. Ya insanoğlu gittiği yere pisliğini döker. Pikniğe gider, ne kadar çer çöp artıklar varsa oraya atar, gelir ateş yakar söndürmeden gider. Bir de vatan hainleri var ki, ormanları, canlıları ve ciğerlerimizi yakar. Bunları insan görünümlü mahlukların dışında her hangi bir canlının yaptığını gördünüz mü? Allah ıslah etsin!

Allah’ın verdiği nimetleri şükretmeden hovardaca harcıyoruz. Bugün bir damla suya muhtaç olanların derdini bilmiyoruz. Bakın sularımız azalıyor, barajlar kuruyor, toprak suya doymuyor, kar yağmıyor. Bizim çocukluk yıllarımızda iç anadoluda bir metre kar yağar, ekin tarlalarının üzerini yorgan gibi örter, yazın da ne susuz kalırdık, ne kuraklık olurdu. Köylerde yol kenarlarında şakır şakır akan belli güzergahlarda çeşmeler vardı. İnsanlar, hayvanlar ondan kana kana içerdi. Yolcular hem suyunu içer, hem de çeşmenin yanıbaşındaki ağacın gölgesinde dinlenirdi. Şimdi bunları görüyor musunuz? 

Siz hiç bir damla suyun nasıl olduğunu, hangi evrelerden geçtiğini düşündünüz ya da gözlemlediniz mi? Musluktan içtiğiniz suyun nasıl oralara geldiğini düşünmeyen nereden bilecek. Güneş toprağı niye ısıtır, bulutlar nasıl oluşur, şimşek niye çakar, rüzgar bulutları niye oradan oraya taşır, kar niye beyaz olur, yağmur niye ip gibi olup gökten yere inerken kar niye taneler halinde, hem de en hızlı yağdığı anda bile birbirine değmeden yere salına salına iner? Niye kar taneciklerinin şekli birbirine benzemez tıpkı hiç bir insanın parmak izinin birbirine benzemediği gibi bundaki hizmet nedir? 

Son söz Allah’ın bize lütfettiği, doğayı, havayı, suyu kirletmeyelim. Büyüklerimiz der ki: “ Yılan bile toprağı kıtıyla yalar” bunda bir mesaj var herhalde. Dünyada sular azalıyor, su savaşları başladı. Lütfen sularımızı israf etmeyelim, hem günahtır hem de sonumuzu hazırlamaktır. Şu güzel memleketimizin kıymetini hepimiz bilelim. Çocuklarımıza öğretelim, tüketimlerimizi azaltalım, suyu, elektriği, ekmeği dahi bir çok kıymetleri israf etmeyelim. Doğayı, havayı, suyu kirletmeyelim. Ormanlarımızı, vatanımızı, tüm canları ve canlıları koruyalım. 

Kalın sağlıcakla!

KÖŞE YAZARI: ABDULLAH KAPLAN 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.